YARIN BİZİMDİR

İrfan CÜRE

DEHAP’ın seçimlerde aldığı sonuçlar, özellikle İstanbul mitinginden sonra artan beklentilere denk düşmekten uzak olsa da, asla karamsarlık ve umutsuzluğa kapı aralayan bir başarısızlık olarak değerlendirilemez; aksine, kampanya dönemi boyunca DEHAP’ın harekete geçirdiği yaklaşık üç milyonluk kitlenin barış ve demokrasi mücadelesinde ortaya koyduğu coşku ve kazanma azmi, başlı başına büyük bir başarıdır. Elbette bu, dün ve bugün nereden, hangi perspektiften dünyaya baktığımızla da ilgili bir konudur.

Emek-Barış ve Demokrasi Bloğunun bizatihi kuruluşunun bile başlı başına bir başarı olduğunu sıkça yazdık. Bu bir övünme değil, Türkiye ve Kürdistan’da en azından son yirmi yıldır ayrı kanallardan yürüyen ve devrimci dönüşüm dinamiklerinin tarihsel buluşması olması ve Türkiye, Kürdistan ve giderek tüm bölgeyi değiştirecek bir devrimci-demokratik cephenin şekillenmekte olduğunun görülmesiyle ilgili bir sevincin ifadesidir. Gelişmenin bu yönünü görmeyip, bu bloğu sadece bir seçim ittifakıyla sınırlı bir çerçevede ele alanların, gerek bloğun kuruluşunu, gerekse seçim sonuçlarını tamamen bambaşka türlü okumaları anlaşılır bir şeydir ama doğru değildir. Nitekim yüzde onluk barajın aşılmaması halinde bu bloğun biteceğini sananların yanıldığı, bugün bir kez daha kanıtlanmıştır. Emek-Barış ve Demokrasi Bloğunu oluşturan partilerin, seçim döneminin deneyimlerini özümleyerek ortak mücadelenin yarattığı dostluk, devrimci dayanışma ve geleceği kazanma iradesini geliştirerek sürdüreceklerini açıklamaları, malumun ilanından başka bir şey olmasa da, oldukça önemlidir.

Şimdi seçim dönemi çalışmaları ve alınan sonuçların kapsamlı bir değerlendirilmesi gündemdedir. Bir mücadele veya bugünkü somut olayda bir seçimin, ancak daha önce yürütülen çalışmalarla kazanılacağı ilkesini bir kere daha anımsayarak, blok bileşenleri ve bir bütün olarak bloğun kendisi, örgütlenme, çalışma tarzı, propaganda ve ajitasyon yöntemleri, hedef bölge ve kitleler, çatı partisi veya cephe örgütlenmesinin vizyonu, mesajı ve söylemleri gibi daha birçok konuyu ele alıp değerlendirmeli ve hızla önümüzdeki dönemin mücadelelerine hazır olmalıdır.

Anti-demokratik bir seçim sistemi nedeniyle Kürt halkının, devrimci ve demokratların ve de seçmenlerin yarıya yakının iradesini yansıtmayan bu parlamento ile sorunların daha da derinleştireceğinden emin olabiliriz. Verili hukuka uygun olan ama asla meşru olmayan bu parlamentonun ve AKP hükümetinin, bir değişimin kendini zorladığı Türkiye ve Kürdistan’da sorunlara çözüm değil, bizatihi sorunun bir parçası olduğu bir-iki yıla kalmadan herkes için açık-seçik hale gelecektir. Dolayısıyla önümüzdeki dönem, çetin bir mücadelelerle doludur. Bizleri bekleyen bu mücadelelerin içinde, DEHAP’ın seçim bildirgesinde ifade edilen toplumsal değişim projesinin ne olduğunun somutlaştırılarak kitlelere kavratılması görevimizdir. Bir buçuk yıl sonra yapılacak yerel yönetim seçimleri için hazırlıklara şimdiden başlanmalıdır.Ankara’da merkezileşmiş bu ceberut iktidarı parçalayacak, genelkurmay ve hempalarının elinde toplanmış siyasal erki halka geri verecek bir yerel yönetimler projesi geliştirmeye hemen başlanmalıdır.

Emek.Barış ve Demokrasi Bloğunun bugüne kadarki performansı, tüm hazırsızlık ve yetmezliklerine rağmen, geleceğe güvenmek için yeterlidir. Onun gerçekten adına layık bir mücadele örgütü olması için tüm yurtseverlere, demokratlara, devrimcilere büyük görevler düşüyor. Blok, milyonlarca insanın irili ufaklı çabalarını, yeteneklerini, birikim ve emeklerini birleştirip Türkiye ve Kürdistan’ı gerçekten değiştirecek bir örgüt haline gelmelidir.

Seçim dönemi boyunca kendini muazzam bir enerjiyle dışa vuran devrimci coşku, halklararası dostluk, kardeşlik ve ezilenlerin ve emekçilerin dayanışma bilinç ve duygusunu bizlere yaşatanlara binlerce teşekkürler. Haklı olmak her zaman kazanmayı sağlamıyor. Ama şimdi sadece haklı olduğumuz için değil, kazanacak araçlara da sahip olduğumuz için, yarın bizimdir. Gelecek: emek, barış ve demokrasinindir.

irfan.cure@t-online.de

Başa dön
Nach oben